Böylesi daha mı iyiydi? Gerçekten daha mı? Yağmur olmasaydı değişir miydi her şey Güneş yükselmeseydi her gün o tepeler. Konuşmasaydı kimse, bilinmeseydi hiçbir şey.. Yine mi aynı olurdu sonuç?
Aslında çok düşündüm. Yani bir bakıma. İnsan tek midir gerçekten yoksa tek mi ister kendini? Bence ikincisi. Aynaya baktığında kendini tek, güçlü ve kendi halinde mutlu birini görmek ister. Kimseye ihtiyaç duymayan birini. Ben bunu yaptım her zaman. Aynanın karşısına geçtim ve omuzlarıma baktım. Ellerime baktım. Ne omzumda beni teselli edecek bir el nede elimden tutup beni bu bataklıktan çekecek bir el vardı. Aslında değildim yalnız falan. Çok kalabalıktım içimde. Ben çoğu zamanda yapamadım zaten. Bulamadım kendime göre bir arkadaş, dost. Hani çok güçlü olur insan , omuzlarını gerer kafasını dik bir şekilde yolda herkesin yüzüne gülerek yürür. Ben onu da yapamadım zaten. Gülemedim yolda yürürken. Hep 'Bu belediye bu renkli taşları nasıl bu kadar düzgün dizebiliyor diye düşündü'. Kafam havada değildi hiç benim. Yer daha cazip geliyordu. Çünkü yer bana yalan söylemezdi. Göründüğü gibiydi hep. Galiba bu yüzden ben bir şeyler yapamadım. Olamadım o yürüyen hayaletler gibi. Bence o hayaletlerin bir dolabı vardı evlerinde. İçleri maskelerle dolu. Her gün bir başkasını takıp dışarı çıkmalar. Pazardan yenisini almalar ... Bende yoktu öyle bir dolap. Pazarda da bulamadım maskelerden. Zaten bulsam da param yetmezdi ...
Bir gün yine yürüyorum. Filmlerde çok gördüğümüz bir sahne yaşandı. Ben birine çarptım ve kitapları yere düştü. Aha kızı buldu dediğinizi duyar gibiyim. Ama olmadı. Kitapları kaldırdım yerden. Havaya doğru doğrulurken 'Buyurun kitaplarınız hanımefen...' diyecektim ki , yüzüne baktığım kişinin 0,9 uç kalınlığında ve 5 cm uzunluğunda sakalı var. Ağzının kenarındaki ketçap lekesinden Burger King tarzı bir yerden geldiğini ve ellerinin nasırları nedeniyle bir dönem meslek lisesinde okuduğunu engin tecrübelerimden yararlanarak fark ettim ve 'Pardon abi.' diyerek oradan kaçtım.
Ben hep şunu derim: 'Ya gerçekten mutluluk diye bir şey yok yada bu benim başıma hiç gelmeyecek.'
İncideki Dede